Merhaba,

bugün sizlerle dram türünün en başarılı örneklerinden olan Yeşil Yol -The Green Mile- filminin unutulmaz sözlerini film repliklerini paylaşmak istiyorum. Umarım beğenirsiniz.

 

“Lütfen patron, o şeyi yüzüme kapama. Beni karanlıkta bırakma. Ben karanlıktan korkarım.”

“Sen istesen de istemesen de geçmiş seninle yüzleşiyor.”

 

“Yoruldum, patron. Yollarda, yağmurda yalnız bir güvercin gibi olmaktan yoruldum. Hiçbir zaman ne yapacağımı, nereye gideceğimi, söyleyecek bir dostum olmamasından bıktım artık. En çokta insanların birbirine kötü davranmasından bıktım. Dünyada her gün hissettiğim ve duyduğum acıdan bıktım. O kadar çok var ki sanki kafama cam parçaları sokuluyor. Her zaman, her zaman… Anlayabiliyor musun beni patron. Her zaman bu acıyı taşıyorum.”

 

“Yolda olan yolda kalır… Bu hep böyle olmuştur.”

 

“Bu dünyada öyle şeyler oluyor ki, Tanrı’nın neden izin verdiğini merak ediyorum.”

 

“Hepimiz hakkında düşünüyorum. Kendi yeşil yolumuzda yürüyoruz, her birimiz kendi zamanında.”

 

“Karanlıktan korkuyorum patron lütfen ışığa kapatma.”

 

“Sen istesen de istemesen de geçmiş seninle yüzleşiyor.”

 

“Yattıktan sonra ışıkları açık bırakıyor musunuz? Çünkü bazen karanlıktan korkabiliyorum.”

 

“Hepimiz hakkında düşünüyorum. Kendi yeşil yolumuzda yürüyoruz, her birimiz kendi zamanında.”

 

“Hayatımda yapmaktan gurur duymadığım şeyler yaptım, ama ilk defa cehennemin gerçek tehlikesini hissediyorum.”

 

“Yolda olan yolda kalır… Bu hep boyle olmuştur”

 

“Karanlıktan korkuyorum patron lütfen ışığı kapatma…”

 

“Bu dünyada öyle şeyler oluyor ki; Tanrı’nın buna neden izin verdiğini merak ediyorum.”

 

“Yoruldum, patron. Yollarda yağmurdaki bir serçe kadar yalnız olmaktan yoruldum. Yanımda hiç arkadaş olmamasından bıktım. Nereye gideceğimizi, nereden geldiğimizi söyleyecek biri. İnsanların birbirine kötü davranmasından bıktım. Her gün dünyada hissettiğim ve duyduğum acılardan bıktım. Çok fazla var, sanki her an için kafama cam parçaları batıyor. Anlıyor musun?”

 

“Kıyamet gününde Tanrının önünde dururken, bana neden onun gerçek mucizelerinden birini öldürdüğümü sorarsa, ona ne diyeceğim; görevim olduğunu mu?”

 

“Ne yapmamı istediğini söyle. Seni çıkarmamı ister misin? Kaçmana izin vermemi; ne kadar uzağa gideceğini görmek için.”

 

“Hayatımda yapmaktan gurur duymadığım şeyler yaptım, ama ilk defa cehennemin gerçek tehlikesini hissediyorum.”

 

“Kahve gibi, ama yazılışı farklı.” (Kendisini tanıtırken söylediği söz.)

 

“Acının yüzümüzde nasıl iz bıraktığına ve bir aile gibi görünmemizi sağladığına tanık olmak ne garip.”

 

“Filmlerde ucuza kurtulunuyor. Masumiyet de ucuz. Bir çeyrek ödüyorsunuz ve bunun karşılığını alıyorsunuz. Gerçek hayatta ise bedeller daha yüksek ve yanıtların çoğu da farklı.”

 

“Sence insan yaptığı hatalardan gerçekten pişmanlık duyar ve tövbe ederse, en mutlu günlerine geri dönüp sonsuza dek orada yaşayabilir mi? Cennet böyle midir?”

 

“Dünya dönüyor. Ya tutunup onunla birlikte döneceksiniz ya da ayağa kalkıp itiraz edecek ve dışarı fırlatılacaksınız.”

 

“Bazen -başımıza gelenler için- bir neden yoktur, korkunç olan da bu!”

 

“Merhamet sınırlı bir şey değildir, gökyüzünden gelen tatlı bir yağmur gibi dökülür…”

 

“Garip de olsa bir aşk yaşamak,Hiç yaşamamaktan iyidir”

 

“Bazı insanların ışığı yoktur -bu yüzden- gelip sana çarpması lazım ki onu görebilesin.
İsteseniz de istemeseniz de zaman her şeyi silip süpürüyor ve sonunda geriye yalnızca karanlık kalıyor. Bazen o karanlığın içinde başkalarını buluyoruz ve bazen onları yine yitiriyoruz.”

 

“Onları sevgileriyle öldürdü,’ dedi John. ‘Birbirlerine olan sevgileriyle. Nasıl olduğunu anlıyor musun?”

 

‘Bir kez daha yaratamadığımızı yok etmeyi başarmıştık…’

 

‘İnsanlar anlayamadıkları şeyleri böyle yaparlar; unutuverirler. Hiçbir anlamı olmayan şeyleri hatırlamak insana fazla yarar sağlamaz.’

 

“Acının yüzümüzde nasıl iz bıraktığına ve bir aile gibi görünmemizi sağladığına tanık olmak ne garip.”

 

“Anılarımdan bazıları çok korkunç, ama yine de, tıpkı kalemtraşın kalem ucunu sivrilttiği gibi, bunların da belleğimi ve bilincimi keskinleştirdiğini hissediyorum. Bu da acılara dayanma gücü sağlıyor.”

 

‘Gidiyor,’ dedi. Gidiyor. Eskilerin ölmekte olan bir kişiyi değil de, yaşamdan kopmaya başlamış birisini tanımlamak için kullandıkları söz.”

 

“Hiç bir şeyi tamamen silip atamazsınız dünya denen bu karanlık aynadan.”

 

“En sonunda ‘Evet Bayan Detterick,’ dedi.’Buradayım,oh güzel Tanrım,şu anda küçük kızlarınızın başına bir şey gelmemiş olması için dua ediyorum…”

 

“Mahkûmlar sandalye konusunda şakalaşırlardı.İnsanların korktukları ama kaçamadıkları her şeyi şakaya vurdukları gibi.”

 

“Ama burada benden nefret eden çok insan var.Çok.Hissedebiliyorum.Canımı acıtıyor.Tıpkı arı sokması gibi batıyor ve canımı acıtıyor.”

 

“Ne çare ki kötü adam sonunda bizi mutlaka incitiyor,öyle değil mi?”

 

“Gördüğüm ve hissettiğim acılardan yoruldum artık,patron.Yağmur altında bir ispinoz gibi yalnız,hep yollarda olmaktan yoruldum.Hiçbir zaman bana eşlik edecek,bana nereden geldiğimizi,nereye gittiğimizi ve nedenini söyleyecek bir yoldaşım olmadan.İnsanların birbirlerine karşı bu kadar kötü olmalarından yoruldum.Yardım etmeye çalışop da edemediğim bütün o zamanlardan.Kranlıkta olmaktan yoruldum.Asıl da acıdan.Çok fazla.Eğer sona erdirebilseydim,yapardım.Ama yapamıyordum”

 

“Benden hoşlanmıyor,belki nefret bile ediyordu: Ve neden? Bilmiyordum.Bazen neden yoktur.Asıl korkunç olan da bu.”

 

“Yuvarlanıp gidiyordunuz,her şey kitaba göre,bir hata yapıyorsunuz ve bam,gökyüzü kafanıza yıkılıyor.”

 

“Gelgelelim insanlar ikiyüzlüleri de severler bilirsiniz,onları kendilerinden biri olarak kabul ederler ve siz olmadığınız sürece,birisinin pantolonu aşağıda yakalanması her zaman iyi bir duygudur.
Mahkumlar sandalye konusunda şakalaşırlardı.İnsanların korktukları ama kaçamadıkları her şeyi şakaya vurdukları gibi.”

 

“Kocaman dev ve yüreği kendisinden büyük bir adam iyilerin ve kötülerin hakkettiğini verecek merhametin dostluğun kitabı okurken mutlaka ağlayacaksınız baştan aşağı usta bir kalemle yazılmış okumayan varsa gerçekten çok şey kaçırmış diyorum”

 

“İsteseniz de istemeseniz de zaman her şeyi silip süpürüyor…”

 

 

“İsteseniz de istemeseniz de zaman her şeyi silip süpürüyor ve sonunda geriye yalnızca karanlık kalıyor. Bazen o karanlığın içinde başkalarını buluyoruz ve bazen onları yine yitiriyoruz.”

 

 

“Gördüğüm ve hissettiğim acılardan yoruldum artık, patron. Yağmur altında bir ispinoz gibi yalnız, hep yollarda olmaktan yoruldum. Hiçbir zaman bana eşlik edecek, bana nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi ve nedenini söyleyecek bir yoldaşım olmadan. İnsanların birbirlerine karşı bu kadar kötü olmalarından yoruldum. Yardım etmeye çalışıp da edemediğim bütün o zamanlardan. Karanlıkta olmaktan yoruldum. Asıl da acıdan. Çok fazla. Eğer sona erdirebilseydim, yapardım. Ama yapamıyorum.”

 

“Ne de olsa dünya dönüyor. Ya tutunup onunla birlikte döneceksiniz ya da ayağa kalkıp itiraz edecek ve dışarı fırlatılacaksınız.”

 

“Bir insanın neye ihtiyacı olduğunu bilirseniz adamı tanımış olursunuz genellikle.”

 

“Gerçek sirk burada ve biz de bir avuç eğitilmiş fareyiz.”

 

“İsteseniz de istemeseniz de zaman her şeyi silip süpürüyor ve sonunda geriye yalnızca karanlık kalıyor. Bazen o karanlığın içinde başkalarını buluyoruz ve bazen onları yine yitiriyoruz.”

 

“Kefaret çok güçlüydü; geçmişin üzerine kapattığınız kapının kilidiydi o.”

 

“Sen istesen de istemesen de geçmiş seninle yüzleşiyor.”

 

“Hayatımda yapmaktan gurur duymadığım şeyler yaptım, ama ilk defa cehennemin gerçek tehlikesini hissediyorum.”

 

“Burada zaman önce belleği, sonra da yaşama arzusunu eriten zayıf bir asit gibi.”

 

“Yolda olan yolda kalır… Bu hep böyle olmuştur.”

 

“Kıyamet gününde Tanrı’nın önünde dururken, bana neden onun gerçek mucizelerinden birini öldürdüğümü sorarsa, ona ne diyeceğim; görevim olduğunu mu?”

 

“Dönüp o günlere baktığımda Elektrikli nasıl da budalaca bir çılgınlık, ölümcül bir sapıklık gibi geliyor.”

 

 

“En iyi koşullar altında bile ince cam kadar kırılganız bizler. Birbirimizi soğukkanlılıkla, gaz ve elektrik vererek öldürmek mi? Ne çılgınlık. Ne dehşet.”

 

 

“He killed them with their love, that’s how it is every day all over the world.”

 

BONUS:

[Toplam:1    Ortalama:5/5]